KENDİNİ SEVMEK


Bu birçoğumuzun sıkça duyduğu bir cümle haline geldi. Ben de danışanlarıma kendini sevmelisin önce derken, durdum ve bu kavrama ne kadar yabancı olduğumuzu ve çoğumuzun bu sözcükle mesafemizi ne kadar açtığını fark ettim ve danışanlarımın sözlerinde ve ifadelerinde de bunları deneyimledim. Uzun zamandır bunu duyduğum için paylaşma ihtiyacı duydum.

Kendini sev... Peki nasıl olacak bu?

-Yani aynada kendime bakmak değil mi?

-Nasıl seveceğim benim sevilecek bir yanım yok? -Kendini sevmek böyle oturup çocuk gibi sevmek mi ?

Benim deneyimlediğim ve gözlemlediğim kendini sevme tanımında, ne boş boş aynaya bakmak, ne öylesine kendini sever gibi kolunu, bacağını sevmek, ne de kendinde sevilecek bir yanı bulmaya çalışmak var aslında. Pek tabi bunlardan bazıları da bir yöntem fakat

Kendini Sevmek aslında içindeki çocuğu canlandırmakla başlıyor. O çocuğu çeşitli söylemlerle, yaptırımlarla, öğrendiklerimizle o kadar yok sayıyoruz ki...

Tıpkı resimde olduğu gibi o çocuk bir yerlerde boynunu büküp saklanıyor. Sonra kendini sevmeye o kadar uzaklaşıyoruz ki onu başkalarından gelecek bir lütuf zannediyoruz. Hem onlardan kilometrelerce uzaklaşıp, sonra onu biri tutup bize getirsin diye bekliyoruz.

Peki düşünün?

Nedir karşıdakinden beklediğiniz sevgi?

Ne olsa sevildiğinizi anlayacak olurdunuz?

Ya da siz sevgi olsaydınız nasıl gösterirdiniz orada olduğunuzu, nasıl fark edilirdiniz?

Ve bir sevgi olarak tam olarak nerede barınabileceğinizi düşünün?

Yaşadığınız yer tam neresi olurdu?

Orası nasıl bir yer olurdu?


Sonra içinize doğru bakın. Kendinize. İçinizdeki o saf , ilk doğduğu gün bu bedene yerleşmiş çocuğa bakın. Gerekirse, çok klişe biliyorum ama... gidin aynaya o göz bebeklerinizin içindeki, doğduğu günden beri hiç oradan gitmemiş, aslında hiç değişmemiş, sizi sabırla orda olduğunu fark etmenizi bekleyen, o çocuğa bakın. Çağırın onu. Şefkatle, yargısızca... Konuşun onunla.

Sorun: Sizi neden bu kadar zamandır orada bekliyormuş ?

Neden hiç terk etmemiş sizi ?

Sizi sevmekten ve orda beklemekten nasıl hiç usanmamış?

Eminim ki bu cevabın karşılığı “koşulsuz sevgi olacaktır”


Peki ne zaman en son ona tüm gerçek bildiklerimizden daha öte olan o koşulsuz sevgiyi gösterdin?

İçinde seni koşulsuz, sabırla bekleyen o çocuğa ne zaman karşılık beklemeden açtın içini?

Onu bu zamana kadar iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, başarılı-başarısız, aptal-zeki...demeden sadece seninle orada olduğu için ne zaman sardın, sarmaladın, sen buradaysan ben de buradayım her zaman her koşulda dedin ?

Peki...Neydi seni bu kadar koşulsuz sevmeyi unutmaya iten ?

Bak oraya ve o andan, o durumdan, oradaki o resimden özgürleş. Onu kabul et ve ona sen benim deneyimlediğim en güzel şeysin de. İyi ki seni deneyimledim yoksa nereden bilebilirdim kendimi sevmenin ne kadar kıymeti olduğunu de ve o deneyimi de artık kendinden özgürleştir ve onu yaşayıp bitirdiğini ve herhangi bir duygunun yerine onu koymadığını artık senden sevgiyle gidebileceğini ve şimdide değil sonsuza dek geçmişe, ait olduğu yere gidip bir daha bu ana gelmemek üzere gitmesine izin verdiğini söyle ve onu da senden özgürleştir.

Şimdi derin bir nefes al...

Gözlerini kapat ve o uğurlama sonrası orada seni bekleyen çocuğu çağır ve bir kere daha bak koşulsuz bir şekilde.

Sana neler söylüyor?

Bundan sonra neler yapacaksınız onunla ?

Ona sarılmak, onunla olmak, onunla konuşmak nasıl bir duygu?

Konuşacak ne kadar çok şey var değil mi ?

O halde sizi kendinizle baş başa bırakıyorum. Onunla birbirinizi yargılamadan her halinizle sevdiğiniz ve konuşabildiğiniz gerçek dünyanıza hoş geldiniz. Kendinizi koşulsuz sevmeye hoş geldiniz...

Elinizi tutun ve onu ne kadar çok sevdiğinizi söyleyin ve bunu yapmanın sihri ile her şeyin ne kadar değiştiğini gözlemleyin.

Koşulsuz Sevgilerimle...


Serpil Kerse Tekkeşin

QRS Koçluk & Dönüşüm Merkezi

info@qrskocluk.com



24 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

NEFRET